Daha önce tanıtmış olduğum
Yeraltından Notlar, Genç Werther’in Acıları,
Satranç ,Mavi Sürgün
ve Bir İdam Mahkumunun Son Günü
yazılarıma üzerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
Merhaba sevgili okurlar. Zaman hızla akıp giderken, insanın durup düşünmeye, sakinleşmeye, “Ya biz ne yapıyoruz, amacımız ne?” sorusunu sormaya ihtiyacı var diye düşünüyorum. Tabi gündelik işlerden başımızı kaldıracak vakit bulursak bunu yapmak mümkün olacak kanaatimce. Girizgahı dallandırıp budaklandırmadan kitabımıza geçiş yapalım derim. Yukarıdaki sorduğumuz soruyu soran bir yazarın Ütopya ‘sına eğileceğiz bugün. Thomas More’un Utopia’sı.
Herkese aykırı gelir, alaya alınır, saçma bir yenilik sayılır diye insanlığın acı gerçeklerini ortaya atmamak korkaklık ya da kötü bir sıkılganlıktır.
Günümüzde sürekli bir şeylerin daha düzgün yapılmasına dair tartışmalara sıkça rastlıyoruz. Thomas More da bize nazaran daha kapsamlı boyutta ideal bir devlet düzeninin nasıl olması gerektiği üzerinde duruyor.
Peki size sorayım, nedir bu ideal devlet düzenini oluşturan kavramlar? Para mı, saadet mi, sayısız zevkler mi, adil olunması mı, korkularımızdan arındırması mı, mutluluk getirmesi mi ya da sayamadığım daha birçok şey mi… More genel hatlarıyla insanın amacının adil ve mutlu bir toplum düzenine kavuşma yönünde olması gerektiği hakkında portre çizmeye çalışıyor. Böyle olunca da siyasal, sosyal, ekonomik ve toplumsal ögelerin birçoğuna yer veren detaylı bir Ütopya çıkıyor karşımıza.
Eleştirilecek noktalardan biriyse More’un Ütopya ‘sının fazlaca övülmesi ve kusursuz olduğunun defaatle belirtilmesi olabilir.
Devletleri dağıtan kötü ahlaktır. Kötü ahlakı yaratan da kötü ilkeler ve düşüncelerdir.
Her ne kadar bazı yönlerini eleştirsem de Ütopya saygıyı hak eden bir eser. Roman gibi akıcı bir dili yok, sıkıcı gelmesi muhtemel fakat değindiğim konulara ilgi duyanların muhakkak okuması gereken bir yapıt diye düşünüyorum. İyi okumalar, sevgiyle kalın…

‘Bazı yönlerini eleştirsem de demişsiniz’ hangi yönlerini ne şekilde eleştiriyorsunuz efem? 🙂
Thomas More demişken “A Man For All Seasons” filmini izlemeyi de sakın unutmayın .
Tavsiyeniz için teşekkürler Sezai bey, kitabın etkisi geçmeden en kısa zamanda izlemeyi temenni ediyorum