Otomatik Portakal

otomatik-portakal-kitap-yorumu
Bu yazıyı 3 dakikada okuyabilirsiniz.

Yine kendisi kadar ilginç bir yazılma hikayesi olan bir kitabı size tanıtmak için buradayım 🙂 Otomatik Portakal, Anthony Burgess’in belki de en ünlü kitabı. Anthony Burgess, 1917 doğumlu İngiliz yazar. Otuzlu yaşlarına kadar besteci olmayı arzulamış ve bestelediği birçok müzik eseri de mevcut. 41 yaşına geldiğinde beyninde tümör olduğu ve 1 yıllık ömrü kaldığı söylenince, kendisi öldükten sonra eşinin geçimini sağlaması için kitap yazmaya başlamış. 1 yıl içinde 5 kitap birden yazmayı başarmış ve o kitaplardan biri de birazdan konuşacağımız Otomatik Portakal ( A Clockwork Orange). Daha sonra kendisine yanlış teşhis konulduğunu öğrenince de yazmaya devam etmiş ve 1993’te ölene dek 50’den fazla eser yazmış. Bir yanlış teşhis nelere kadir 🙂

Yetişkinlerin savaştığı, bombalar attığı, birbirini kesip doğradığı, acımasızlığın kol gezdiği bir dünyada gençlerin yurtsever, dine bağlı, uslu terbiyeli olmaları söz konusu değildir.

Otomatik Portakal, Anthony Burgess

Kitaba geçmeden önce, Otomatik Portakal ismi çoğumuzun ilgisini çekmiştir ve anlamlandırmakta zorlanmışızdır. Otomatik? Portakal? Burgess bu isim için İngiliz argosundaki bir deyimden etkilendiğini yazmış. İngiliz argosundaki o deyim: ‘Uqueer as as clockwork orange’. Yani ‘görülebilecek en tuhaf davranışları sergileyen ve başkaları tarafından yönlendirilen kişi.’ Kitabı okuyunca daha da iyi anlayacağınızı düşünerek gerisini size bırakıyorum 🙂

a clockwork orange film kapagı

Bu arada kitabın 1971’de ünlü yönetmen Kubrick tarafından sinemaya uyarlandığını da not düşelim. Kitabın esas ününü bu filmden sonra kazandığı da söylenir.

(Sağda) 1971’de Stanley Kubrick tarafından yapılan Otomatik Portakal filminin afişi

Kitaba dönecek olursak Otomatik Portakal distopik özelliklere sahip. Şiddetin ve suçun her türlüsünün sokaklarda rahatça sergilendiği, geceleri insanların sokaklarda can güvenliğinin olmadığı, çocuk çetelerinin suç örgütü olduğu distopik bir ülkede geçiyor.

Kitabın diline de değinmeden geçmemek lazım. Kitap bolca argo kelime içeriyor. Mangır, tıngırdatmak, dikizlemek, tırtıklamak, ciyaklamak… Bazılarını ilk seferde anlamazsanız kitabı okumaktan vazgeçmeyin ve internete göz atın 🙂

Otomatik Portakal’ı ana karakterimiz Alex’in gözünden takip ediyoruz. Burada a-lex (a-: olumsuzluk eki / lex : kanun ) yani Eski Yunanca’da kanunsuz göndermesine de selam çakmak lazım 🙂 Kitapta Alex’e Dim, George ve Pete eşlik ediyor. Alex ve Çetesi diyebileceğimiz bu karakterler Alex’in liderliğinde birlikte dolaşıyor ve birlikte birçok suça karışıyorlar.

Çete kendi içinde ‘Nadsat’ denilen Rusça kökenli bir dil kullanıyor. Kitapta birçok suçu görebiliyoruz; adam yaralama, yağma, hırsızlık… Bu arada tabi grup içi sürtüşmeler ve itaatsizlikler de yaşanıyor. Ve grup içinde yaşanan sürtüşmelerin nihayetinde Alex bir suçta tek başına kalıyor ve polis tarafından yakalanıyor ve hapsi boyluyor.

Editör Notu : Reklamlara tıklayarak bize destek olabilirsiniz.

Sonrasında hapiste de çeşitli olaylar yaşanıyor. Ve Alex orada da rahat durmuyor.

Hapishanelerin bir işe yaramadığından ve doluluğundan şikayetçi olan devlet adamları tarafından Alex bir ‘Suçluları Yeniden Topluma Kazandırma’ projesine ‘rol model’  olarak seçiliyor ve ‘Ludovico’ tekniği ile çeşitli laboratuvar çalışmalarına tabi tutuluyor. Bu deneyler sayesinde aklından herhangi bir ‘kötülük’ geçtiği an midesi bulanıyor, acılar içinde kıvranıyor. Bu yüzden de istemese de herkese karşı iyi davranmakta kendisine saldıranlara bile tepki veremiyor.

‘İyileştiğine’ karar verildikten sonra yeniden topluma kazandırılan ve serbest bırakılan Alex hayatına devam etmek için yaşadığı yere dönüyor ama ‘yeni hayatı’ kolay olmuyor.

Çünkü kendisine kötü davrananlara dahi hiçbir kötülük yapamıyor. Yani hiçbir anlamda ‘kötü’yü seçemiyor, ‘kötü’yü aklından geçirdiğinde bile hastalanıyor, midesi bulanıyor, kıvranıyor.

Kitap devamında Alex’in hükümet karşıtlarıyla karşılaşması ve onların propagandasına alet olacağını bilmeden iyileşme vaadiyle onlara katılması, sonrasında bu ‘hastalığından’ kurtulmaya çalışması ve ‘özgürlüğünü’ – kötülüğü seçme özgürlüğü –  kazanmaya çalışması olarak devam ediyor ve Alex’in yavaş yavaş düşünsel değişimleri ile bitiyor. Kitabın başındaki Alex ile sonundaki Alex bambaşka.

(…)Senin gibi iyi bir genci bir makine parçasına dönüştürmekle övünmek, ancak baskıcılığıyla böbürlenen bir hükümetin işi olabilir.

Otomatik Portakal, Anthony Burgess

Kitapta toparlamak gerekirse insanın kötülüğü seçme özgürlüğünün olup olmaması gerektiği, insanın kötüyü seçebilme özgürlüğünün de önemi ana fikirleri tartışılıyor ve çok ilginç mesajlar veriliyor, okuyucu düşünmeye ve sorgulamaya itiliyor.

Şöyle bir düşününce insan seçme şansı elinden alınsa hala insan kalır mı? Seçeceği şey kötü bile olsa insana seçme şansı verilmeli midir? Bu bazen en canavarca seçimler de olabilir bazen en ufak bir kötülük de olabilir. Ama insan seçim yapamazsa elinde ne kalır ki? Onu diğerlerinden ayıran şey akıl ve bilinci ve bu sayede seçimler yapabilmesi değil midir?

Ben kitabı okurken kötüyü seçme özgürlüğünün önemini kavrayamamışken kitabın sonunda çok daha farklı fikirlere yelken açmış durumdaydım 🙂

Editör Notu : Reklamlara tıklayarak bize destek olabilirsiniz.

Koltuk altında kitaplar taşıdığını görüyorum kardeşim. Bugünlerde hâlâ kitap okuyan birine rastlamak gerçekten nadide bir zevk kardeşim.

Otomatik Portakal, Anthony Burgess

Bu kitaptan önce de distopik özelliklere sahip Aldous Huxley’in Cesur Yeni Dünya kitabını, Kafka’nın Dönüşüm’ünü ve Dava’sını, William Golding’in Sineklerin Tanrısı’nı tanıtmıştık. Sizde isimlerine tıklayarak o kitaplara da göz atabilirsiniz. Bilhassa Sineklerin Tanrısı ve Cesur Yeni Dünya’yı tavsiye edebilirim.

Siz de Otomatik Portakal’ı veya diğer kitapları okuduysanız yorumlarınızı alttaki Yorum Yap kısmından veya Instagram adresimizdeki gönderimizin altından bizlerle paylaşabilir insanlara ulaştırabilirsiniz. Her yorum bizim için değerlidir. 🙂

Herkese keyifli okumalar…

KitabınaBak – Bu Kitabı En Ucuza Nereden Alabilirim? Tıkla !

“Otomatik Portakal” hakkında 4 yorum

  1. İlk defa bir kitap tanıtım yazınızı okudum. Gayet ideal buldum. Bir de bu vesile ile kitabinabak sitesini öğrenmiş oldum, memnuniyet duydum. Teşekkürler.
    Bir(kaç) de soru sormak isterim: Site işleri ve tanıtım metinleri bir kişiden mi yoksa bir ekipten mi oluşuyor, aranıza yeni isimler alıyor musunuz? İyi çalışmalar.

    1. Öncelikle güzel düşünceleriniz için teşekkür ederiz 🙂 Amaç hasıl olmuş.

      Sorularınız için de; evet bir ekip çalışmasının ürünü. Ayrıca misafir yazarlarımız oluyor. Öncelikle Misafir Yazar olarak her okurumuzdan yazılar bekliyoruz 🙂 Mesela daha önce 5 kitabı Misafir Yazarlarımız tanıttı. En son tanıttığımız kitabımız Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği de hakeza öyle. İlgileniyorsanız mail ya da sosyal medya üzerinden iletişime geçmenizi rica ederiz 🙂

Bu kitabı okumuş muydun?Düşüncelerini Paylaş