Serbest Piyasa ve Güvenlik

Yazar: Gustave de Molinari
Çevirmen: Gürkan Polat
Yayınevi : Liber Plus Yayınları
Sayfa Sayısı: 78

Düşündüm ki, ilk olarak yazarımızla ilgili hafif dedikodu yapıp daha sonra kitabımız için satır başı yapalım.

Şöyle ki, Gustave de Molinari (1819-1912), güvenlik ve korunma sektörlerinde, özel şirketler ve kurumların devletin yerine geçebileceği konusunda hükme varan ilk kişiymiş. Bu görüşünü, ilk kez, editörü olduğu Journal des Economistes’de 1849 yılında dile getirmiş.

Dergide aynı yıl başlangıç notu olarak paylaşılan ve kitapta da yer alan şu ifadeler bir hayli dikkat çekici değil mi?

“Pek çok insan devletin mahiyetini ve yetkilerini o kadar abartmıştır ki, hangi sınırlar aşıldığında otoritenin müdahalesinin koruyucu ve karlı olmak yerine anarşik ve müstebit hale geleceğini kesin bir şekilde belirlemekte yarar vardır.” (s.25)

Sevindirici olansa, meslektaşlarını şaşkına çevirmiş bu güvenlik yorumu (yıl 1849), mesleğinden kovulmasına yol açmamış. Ancak 1850 lerde Fransa’nın başındaki III. Napolyon’un baskılarından dolayı 1860 lara kadar Belçika’ya gitmek zorunda kaldığını da söylemek lazım.

Neyse, bu kadar dedikodu yeter, kitabımızın içinde ne varmış bi bakalım.

Kitabın temelinde az düşünülmüş bir merak var, o da şu;

“Güvenliğin üretiminin serbest rekabet kurallarına bırakılmasını engelleyen özel sebep nedir? Neden farklı ilkelere tabi olmak ve farklı sistemlere göre düzenlenmek zorundadır?”(s.29)

“Eğer adalet duygusu dünyanın her yerinde evrensel olarak hüküm sürseydi, her insan şiddete ve hileye başvurmadan, çalmadan emeğinin karşılığını takas etmeyi kabul etseydi, herkes bir diğerine zarar verecek hareketlerden içgüdüsel bir korku duyarak kaçınsaydı, güvenlik doğal olarak dünyada var olacaktı ve hiçbir yapay kurumun kurulmasına gerek kalmayacaktı. Fakat maalesef dünya böyle bir yer değildir. Adalet duygusu az sayıda seçkin ve istisnai kişiye bahşedilmiş bir meziyettir.”(s.27)

Güvenliğin üretimi”, “geleceğin devletleri” ve “özgürlüğün ütopyası” olarak üç bölümden oluşan kitap, ilk bölümünde güvenliğin üretimi ve toplumun doğal düzenini, güvenliğin serbest piyasaya bırakılıp bırakılamayacağını ve bu alanda rekabetin mümkün olup olmadığını sorguluyor.

Geleceğin devletleri bölümünde ise siyasetin ve devletin gelişip ulaşabileceği uç noktalar işaretlenmiş.

Özgürlüğün ütopyası bölümünde deSosyalistlere Mektuplar” başlığı altında “Bizler birbirimize muhalif olsak da, gerçekleştirmeye çalıştığımız amaç aynıdır.” diye başlayan yirmi sekiz maddelik bir monolog mevcut.

“Ekmeği hariç tutarsak insanın somut ve soyut ihtiyaçlarının hiçbiri güvenlik kadar olmazsa olmaz değildir; bu nedenle hiçbir alan bu kadar büyük bir monopol külfetine temel oluşturmaz.”(s.34)

Toplam yetmiş sekiz sayfadan oluşan ve bir demlik çayla 🙂 çok rahat sindirebileceğiniz bu kitap ekonomiye, güvenliğe ve devlete ilişkin bir üçgenin açılarını ölçmeye çalışıyor. E tabi eşkenar üçgen çıkmıyor sonuç.

‌Devlet ile özgürlüğü, piyasa ile kuralları ve dahası devletin hem hakem hem oyuncu olup olamayacağını sorgulatan kitap,  zihninin oynayacağı bir ip yumağı arayanlara sıkı bir oyuncak, bu konulara merakı olanlara da güzel bir soru işareti olacaktır diye ümit ediyoruz. Ayrıca üç dört sayfalık bölümleri sayesinde arada çaydan sıkılanlar için kahve hazırlamaya da imkân tanıyor. 🙂

Ancak şu da var ki, olumsuz eleştiri yapacak olursak kitabın bazı bölümleri biraz güncelliğini yitirmiş diyebiliriz zannederim. Zira okurken bu geçmiş kokusunu hafiften hissediyorsunuz. Bunun yanında pek tabiki 19.yy da yazılan bir yazının devlet ve piyasa ile ilgili hem o günü yer yer aşan yorumlar yapabilmesi hem de güzel bir beyin fırtınasına olanak sağlaması bakımından okuyucusuna tamamen yararsız olacağını söylemek de kitaba haksızlık olacaktır fikrindeyim. En iyisi mi buna siz karar verin. 🙂

Bir Elfida’nın zamanını feda edebileceği yegâne şey değil midir okumak? O zaman büyük hayaller ve sıcacık yudumlarla diyelim. Hürmetler muhabbetler efendim…

Kitapmetre – En ucuza nereden alabilirim? Tıkla

2

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.