İlber Ortaylı Seyahatnamesi

Daha önce yazdığım
 Mor Salkımlı Ev, İçimizdeki ŞeytanÇalıkuşu
Suçluyorum, Elveda Güzel Vatanım ve Mavi Lale/Yitik Lale
kitaplarıyla ilgili yazılarıma üzerilerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.

İlber Ortaylı, hiç şüphesiz ülkemizin yetiştirdiği en önemli birkaç tarihçisinden biridir. Fakat diğer birçok alanda sahip olduğu bilgi birikimiyle de ne kadar değerli bir kişilik olduğunu göstermiştir. İcra ettiği önemli görevler ve yazmış olduğu eserlerle ülkemize büyük katkılarda bulunmuştur. Elimizdeki eser de bunlardan biridir.

Coğrafya bilmeden tarih öğrenilemeyeceğini birçoğumuz farklı vesilelerle duymuşuzdur. Şu an incelemekte olduğumuz bu kitap da aynı mottoyla kaleme alınmış ve bu da gerek kitabın arka kapağında gerekse önsözünde özellikle belirtilmiştir. Nitekim bir dönem öğrencisi olduğum Prof. Dr. Haluk Dursun da bu konunun üzerine önemle eğilmiş “Sırf Tuna Nehri bile Osmanlı tarihinde büyük bir öneme sahiptir. Eğer Tuna Nehri’nin nerelerden geçtiğini, nereden başlayıp nerede bittiğini bilmiyorsanız tarihimizin önemli bir kısmı da sizin için gölgede kalacaktır”  mealinde bir ifade kullanmıştı. Yapmış olduğumuz derslerde de salt olay anlatımından ziyade, olayın geçtiği mekanlar, buraların kültürel ortamı ve olayla ilgili kişilerin karakterleri yönünde bilgiler vermek yönünde bir işleyiş benimsemişti.

Dil, tarih ve coğrafya; bu üç dal olmadan beşeriyetin macerasını kavramak mümkün değildir.

Hem kitabın müellifi olan İlber Ortaylı hem de kendisi gibi  Topkapı Saray Müzesi Müdürlüğü yapmış ve önemli eserler vermiş olan Haluk Dursun gibi iki önemli tarihçimizin konuya vermiş oldukları ehemmiyet, bizi ziyadesiyle bu konuda dikkatli davranmaya sevk ediyor.



Editör Notu : Reklamlara tıklayarak bize destek olabilirsiniz. 🙂

Kitap, adından da anlaşıldığı üzre bir seyahatname niteliği taşıyor. İlber Ortaylı’nın yıllar boyu yapmış olduğu gezilerde aldığı notların derlenerek bir araya getirilmiş halidir. İçinde bulunduğumuz coğrafyadan başlayarak İspanya’dan Japonya’ya, Rusya’dan Singapur’a kadar birçok ülkeyi bize kısaca tanıma imkanı tanıyor. Anlatılan yerler iklim, dil, siyasi yapı, ve kültrel ortam gibi farklı yönlerden ele alınıp yer yer de yazarın kendi kişisel yorumlarıyla süsleniyor. Eserde, kimi yerlerin güncel yaşantısını ve içinde bulunduğu konuma dair bilgiler bulmak da mümkün.

Her bir mekan birkaç sayfada anlatıldığı için okuyucu yönünden konudan kopma veya sıkılıp bırakma gibi bir durum meydana getirmiyor kitap.  Süslü bir anlatımdan uzak bulunması ve okuyucuyu sıkacak düzeydeki detay bilgilerden kaçınılıp okuyucu tarafından merak edilmesi muhtemel noktaların ele alınması da kitabın okunmasına katkı sağlıyor. 

Tarihi bilelim, ama geçmişin kinini tutmaktan çok, geleceği daha iyi kurmak için.

Seyahatname, yalnızca ülkeleri ve şehirleri ele almakla kalmıyor, son kısımda Louvre Müzesi, British Museum ve Ermitaj Müzesi gibi önemli müzeleri de tanıtıyor. Bu bakımdan bize müzelerin de beşeriyet tarihini anlamak bakımından ne kadar büyük bir önem arz ettiği, buraların gezilerek medeniyetlerin geçmişleri ve bugünlerini karşılaştırma ve ayrıca bugüne gelene kadar geçirmiş oldukları aşamaları görme imkanı sağladığı mesajını veriyor. 



Editör Notu : Reklamlara tıklayarak bize destek olabilirsiniz. 🙂
Bazılarımız, İlber Ortaylı’nın akademik kişiliğinden yola çıkarak bu kitabın da ağır bir dile sahip olduğu ve yeterli bir altyapı olmadığı taktirde anlaşılamayacağı yönünde bir önyargıyla kitabı okumakta çekingen davranabiliyor. Fakat kesinlikle yanlış bir önyargı bu. Her kesimden okuyucunun kolayca anlayıp zevkle okuyabileceği bir kitap olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Bu yüzden belli bir ayrım yapmadan herkesin bu kitabı okumasını tavsiye ederim. 

Her daim kitaplarla olmanız dileğiyle, keyifli okumalar.

Kitapmetre – En ucuza nereden alabilirim ? Tıkla

5

İlber Ortaylı Seyahatnamesi” için bir yorum

  • 12 Ekim 2017 tarihinde, saat 11:46
    Permalink

    İlber Ortaylı’nın bilgi birikimine kimse laf edemez lakin kitabı gerçekten çok ağır ve sıkıcı bir şekilde ilerliyor. Kitap okumaktan köşe bucak kaçanlar için iyi bir tercih değil.

    Yanıtla

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: