Elveda Güzel Vatanım

Daha önce yazdığım

 Mor Salkımlı Ev, İçimizdeki ŞeytanÇalıkuşu ve Suçluyorum  

kitaplarıyla ilgili yazılarıma üzerilerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.

 

Şimdiye kadar gerek yazmış olduğu polisiye romanları gerekse yarattığı Başkomiser Nevzat karakteriyle Ahmet Ümit‘i birçoğumuz yakından tanıyoruz. Usta kalemiyle Türk polisiye edebiyatının en önde gelen yazarı olarak kabul edebileceğimiz Ümit, bu kez karşımıza eski bir ittihatçı olan Şehsuvar Sami‘yle çıkıyor.

Mesele aklın kabul ettiğini, kalbe anlatmaktı. İşte onu beceremiyordum.

İzmir Suikasti olayının hemen sonrasında geçiyor roman. Suikastten sorumlu tutulacağı endişesiyle Pera Palas‘a sığınan Şehsuvar Sami, burada geçirdiği günler boyunca yaşadıklarını tek tek gözden geçirip adeta bir öz yargılama yapıyor. Tam bir vatansever ve aynı zamanda edebiyat aşığı olan Şehsuvar Sami, günün birinde bu ikisi arasında bir seçim yapmak zorunda kalıyor. Burada yapacağı seçim de tüm kaderini değiştiriyor. Roman boyunca işlenen bir diğer konu da birey ve toplum çatışması. Yazarın bu çatışmada ortaya koyduğu denge, okuyucuyu da sağlıklı bir şekilde bu konu üzerine düşünmeye ve farklı fikirler üretmeye sevk ediyor.



Her ne kadar aşkı ve vatanı arasındaki seçimde vatanı seçmiş olsa da sevdiği kadını hiçbir zaman unutmadığını görüyoruz. Nitekim içine düştüğü bu düşünce yığınını da ayrılmak zorunda kaldığı eski sevgilisi Ester’e yazdığı kırk beş mektupla kağıda döküyor kahramanımız.

…vatan için dökülen kan asla ziyan değildir…

Romanı ilk elime aldığımda herhangi bir ön araştırma yapmamıştım. Yalnızca konusuyla ilgili bilgi sahibiydim biraz. Fakat okurken bu romanın öncekilerden farklı bir ön hazırlık aşaması ve detaylı bir çalışma sonucu yazıldığını farkettim. Ağırlıklı olarak İttihat ve Terakki dönemi üzerinde yoğunlaşan roman, bu dönemle ilgili birçok detay bilgi vermesinin yanı sıra bu bilgileri olabildiğince objektif bir biçimde ele alıp okuyucuya sunma gayretiyle de dikkat çekici bir nitelikteydi.

Zira bugüne kadar İttihat ve Terakki üzerine okuduğum yazılarda bu cemiyet ya çok yüceltilmiş yahut çok yerilmişti. Bu bakımdan kitabın hazırlanış aşamasında yoğun ve mümkün olduğunca tarafsız bir çalışma yürütüldüğü, okuma esnasında dahi kendini belli ediyor. Bunu romanın sonundaki kaynakça bölümünden ve Ahmet Ümit’in romanla ilgili olarak vermiş olduğu ropörtajlardan da teyit ettim ilerleyen safhalarda.



Tüm bu saydığım sebepler, romanı sade hayal ürünü bir roman olarak okumaktan ziyade bir bilgi kaynağı olarak da görmemizi sağlıyor. Fakat verilen bilgilerin işlenişindeki incelik, olay akışından kopmadan keyifli bir okuma yapabilmenizi sağlıyor.

Öyle bir zamanda yaşıyoruz ki bırakalım yarınımızı, bugünümüzden emin olmak bile mümkün değil.

Arka planda Osmanlı Devleti’nin son dönemleri ve Cumhuriyet’in ilk yıllarını da titizlikle ele alan romanı hem tarihi roman hem de polisiye roman okurları için kesinlikle tavsiye ederim.

Her daim kitaplarla olmanız dileğiyle keyifli okumalar…

6

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.