Değişim Sürecinde Türkiye

Yazar : Mahfi Eğilmez
Sayfa Sayısı : 248
Yayınevi : Remzi Kitabevi

Uzun bir aradan sonra tekrar yazabilmek çok güzel. Öncelikle yazılara ara vermek zorunda kaldığımız için herkesten özür dileyerek başlamak istiyorum. Bazen hayatın karşımıza neler çıkaracağını kestirmek güç oluyor. Standart seyrinde devam ederken dibi görebiliyor insan. Dibi gördüğü anda ise emek verdiği şeyleri bile umursamıyor.

Sitemiz ve okuma hayatımız da bu süreçten nasibini aldı. Bildiğiniz gibi sitemiz faaliyette olduğu süre boyunca pazartesi ve perşembe günleri bir kitap yazısı ile sizleri buluşturuyordu. Maalesef şu an ki hayat tempomuzun bunu kaldıramayacağını fark ettik ve bundan sonra yazılar belirsiz aralıklarla yayınlanacak. Haftada en azından bir kitap ile sizleri buluşturmayı ümit ediyoruz 🙂

Uzunca bir girizgahtan sonra kitabımızdan bahsetmeye başlayabiliriz sanırım 🙂 Bugün Sayın Mahfi Eğilmez’in Değişim Sürecinde Türkiye kitabı üzerine bir şeyler yazmak istedim. Kitabı henüz bu satırları yazdığım sırada bitirmiş oldum. Kitap yayınlandığı Nisan 2018’den itibaren 11. baskısını yaptı ve beklediğimin üstünde rağbet gördü. Kitabın yazarı Mahfi Eğilmez, nam-ı diğer Mahfi Hoca hem kamuda hem de özel sektörde çeşitli üst rollerde yer almış şu anda da öğretim üyeliği yapan bir isim. Çeşitli ulusal televizyon ve gazetelerde görüşlerini dile getiriyor ve şu anda da kendine ait sitesinde ve Twitter’da bunu sürdürüyor.

Kitap Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Sosyo-Ekonomik Bir Değerlendirme alt başlığı ile bizlere sunuluyor. Geçmiş – Şimdi – Gelecek olarak okunabilecek şekilde kaleme alınmış. İmparatorlukların yıkılıp ulus devletlerin kurulduğu, tarım devriminden sanayi devrimine ve oradan da küreselleşmeyle endüstri devrimine geçilen bir dünyada Türkiye özelinde yaşanan değişimi sosyo-ekonomik açıdan değerlendirilmek istenmiş. Sanayi Devrimi, Reform, Rönesans, Dünya Savaşları, Soğuk Savaş, Küreselleşme, Kapitalizm…

Bir taraftan dünyadaki gelişmeleri verirken bir taraftan da bizdeki durumu inceleyerek “Dünyada bunlar oluyorken biz neler yapıyorduk ve durumumuz neydi?” sorularına cevaplar buldurmak istiyor. Göstermek istediği cevapları tablo ve sonuçlarla görselleştirerek ve neden-sonuç ilişkisini iyi kurarak bizlerin kolayca anlamasını sağlıyor. Cumhuriyet’in kuruluşu ve takip eden devrim ve yatırımlar, gelen küresel ekonomik “depresyonlar”, siyasete ve siyasilere göre şekil alan reform ve düzensiz gelişim atakları… Özellikle 2002 öncesi ve sonrası ekonominin durumunu. Burada da 2000’lerin başında bizimle aynı durumda olan ülkelerle kıyas yaparak akılcı sonuçlar elde edilmeye çalışılıyor.

Türkiye’nin 1923’ten beri geçirdiği ekonomik anlayış değişimini de anlattığı bölümde ekonomik yakın tarihimizi görmek mümkün.

Mahfi Hoca’nın ülkemiz için söylediği “ahbap-çavuş kapitalizmi” ve “ahbap-çavuş demokrasisi” nokta atışı tespitler bana göre.

Kitaba ismi iddialı olduğundan beklenti de bu oranda artıyor. Fakat kitap özellikle sosyolojik değişim konusunda ekonomik alandaki tespit başarısını yakalayamıyor. Yapılan değerlendirmeler bir “kentsoylu”nun kendi gibi olmayanlara bakış açısı olarak doğru sebepler bulmaktan uzak kalıyor. Toplumdaki artan ayrışmayı, Cumhuriyet devrimlerinin yeteri kadar sahiplenilmeyişini, ekonomik ve siyasi istikarsızlığımızın sebebini köyden kente göç eden muhafazakar-köylü kesimin kendini şehirlere ait hissetmemesi ve gelişime ayak uydurumaması olarak öne sürüyor ama bu düşüncenin sebebini yeterince açık ortaya koymamış. Bana göre ise bunun sebebi geçmişten bugüne “kentsoylu” gibi görünen ancak düşünce özgürlüğü ve adaleti sadece kendi grupların hakkı olarak gören insanlar. Bu konuda Mahfi Hoca ile farklı düşünüyorum. Şu anda ise ülkede yaşanan ayrışma da tam tersi -kentsoylu olmayanlardan kentsoylulara karşı- cereyan ediyor.

Sosyolojik değişim açısından Osmanlı’nın son dönemi ve Cumhuriyetin ilk dönemi hakkında doğru yorumlarda bulunurken gelinen noktanın sebebini genel olarak din ve dindarlık eksenli görmüş. Din ile bilimi yan yana gelmeyen karşıt şeyler olarak göstermesi ise bence yanlış. Şu an bulunduğumuz noktayı ve yaşadığımız olumsuzlukların temel sebebini bilimden ayrılıp dine yaklaşan siyasetçi ve halk olsa da cumhuriyetin kurulması ile dine karşı devletin bakışı ve davranışı dindar kesimi korumacı davranmaya yöneltti diye düşünüyorum. Devletin dini kurumları ve dini eğitimi kontrol almak yerine yasaklama ve zorlaştırıcı hamleleri dindar kesimin bir yönünün kontrolünün devlet elinden çıkmasına sebep oldu. Buna karşı olarak da halk, kendisine tam tersini vaat eden kişilere can havliyle sarıldı. Halbuki insanlar dinini öğrenirken de bilim alanında ilerleyebilirdi. İki eğitim bir arada verilebilirdi. İnsanlara alternatif yaratılabilirdi. Bu sayede devlete bakış açısı aniden menfi olarak değişmez ve devrimler daha çok sahiplenilirdi. Ama dindar kesim dinini yaşama konusunda genel olarak dışlandığı için kendisine bunları vaat edenlere koşulsuz teslim oldu.

Mahfi Hoca kitabın sonunda toplumsal ayrışmadan ve gelinen noktadan bahsetmiş ancak yine öznel bir değerlendirme olmuş. Çünkü ayrışma her zaman vardı ama kendi tabiriyle “kentsoyluların” kendi dışındakileri dışlaması ve hakir görmesi şeklinde oluyordu. Şu anda ise gücü eline geçiren “kentsoylu” olmayanlar “kentsoylulara” karşı ayrımcı bir mücadele içine girişti. Bu da ayrışmayı farklı bir boyuta çıkardı.

Yazının sonuna gelirken, kitabın son 200 yılda dünyada ve ülkemizde ekonomik anlayışın değişim ve gelişimi hakkında sade ve düzenli  bir anlatım biçimi ile fikir sahibi olmak isteyenler için doğru tercih olduğunu düşünüyorum.

Daha önce okuyanlar veya okumak isteyenler var ise yorumlarla fikir alışverişi yapabiliriz 🙂

Keyifli okumalar…

Kitabına Bak – Bu kitabı en ucuza nereden alabilirim? Tıkla !

3

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: